Türkiye’de Şeker Pancarı: Üretim, Ekonomi, Hukuk ve Güncel Sorunlar

Şeker Pancarı Nedir?

Şeker pancarı, etli kökünden şeker elde edilen, ıspanakgiller familyasına ait endüstriyel bir tarım bitkisidir. Gıda endüstrisinin temel bileşenlerinden biri olan şeker, günümüzde dünya genelinde yaklaşık 120 ülkede üretilmektedir. Kalori değeri yüksek bir besin maddesi olan şeker, her ülkede stratejik bir ürün grubunu oluşturarak önemli bir role sahiptir. Şekerin hem tatlandırıcı özelliği hem de yüksek kalorili yapısı, onu eski dönemlerden beri kullanılan bir besin maddesi haline getirmektedir. Ülkelerin ekonomilerindeki stratejik konumu ve uluslararası ticaretteki etkisi, şekerin tarih boyunca olduğu gibi günümüzde de önemli bir sektör haline gelmesine katkı sağlamaktadır.

Bunun yanında istihdam ve sanayi de önemli bir yere sahip olan şeker, dünyada stratejik bir ürün olarak kabul edilmektedir. Dünyada şekerin yaklaşık %80’i kamıştan, %20’si de pancardan üretilmektedir. Şeker üretiminde pancar ve kamış kullanımı büyük oranda ülkelerin coğrafi konumuna bağlı olarak değişmektedir. Türkiye ile beraber, Rusya, Ukrayna, Avrupa Birliği ülkeleri şekeri pancardan üretirken; ABD, Japonya, Çin gibi ülkeler hem pancardan hem kamıştan; Brezilya, Hindistan, Meksika, Tayland, Avustralya başta olmak üzere birçok ülke de ise kamıştan üretilmektedir.

Şeker Pancarı Üretimi

Beta vulgaris var. saccharifera olarak bilinen şeker pancarı, ılıman kuşağın iki yıllık uzun gün bitkisidir. Şeker pancarı, birinci yılda vejetatif organ gelişimini tamamlayarak maksimum şeker seviyesine ulaşmaktadır. İkinci yılın sonunda ise genetatif organlarının gelişimini tamamlayarak çiçeklenmekte, çimlenme için en az 4-5 ºC sıcaklığa ihtiyaç duymaktadır. Şeker pancarının yetişme döngüsü, sıcaklıklara bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Tohum çimlenmesinin ardından, günlük ortalama sıcaklıkların toplamının 2800 °C’ye ulaştığı bir dönemde, şeker pancarının şeker üretimi için uygun hâle geldiği kabul edilmektedir.

Şeker pancarı yetiştiriciliğinde, iklim faktörüyle birlikte toprak bakımı, sulama, gübreleme, çapalama, seyreltme gibi beşerî etkenler de verim üzerinde etkili olan unsurlardır. Şeker pancarı tarımı genellikle münavebeli (nöbetleşe) koşullarda gerçekleştirilmektedir. Bu nedenle, münavebe içinde yetiştirilen diğer bitkilerin tarımı da olumlu etkilenmektedir.

Şeker pancarı, en iyi kök gelişimini 26 ºC gündüz ve 20 ºC gece sıcaklıklarında gösterirken, maksimum şeker üretimi için ise 23 ºC gündüz ve 15 ºC gece sıcaklıkları daha uygun kabul edilmektedir. Şeker pancarı tarımı, diğer birçok tarım faaliyetine kıyasla daha yoğun emek gerektiren bir süreçtir. İklim ve toprak koşulları ne kadar uygun olursa olsun, tarlaların ekime hazırlanması, tohum seçimi, bakım, sulama, gübreleme ve münavebe gibi beşerî önlemlere yeterince önem verilmediği durumlarda yüksek verim elde etmek mümkün olmamaktadır.

Pancar üretim alanlarının bir dekarı, fotosentez yoluyla havaya saldığı oksijen miktarıyla, altı kişinin bir yılda tükettiği oksijene eşdeğerdir. Aynı zamanda, 1 dekarlık orman alanından üç kat daha fazla oksijen üretir. Bu özellikleriyle şeker pancarı, çevre dostu bir tarım ürünü olup, tarım için zorunlu ve önemli bir endüstri bitkisi olarak kabul edilmektedir. Ayrıca şeker pancarından sonra yapılan ekimlerde %17 verim artışı sağlanmaktadır. Bu da yılda yaklaşık 25 milyon ton taşıma hacmi oluşturarak, taşıma sektörüne büyük bir pazar sunmaktadır.

Şeker Kullanımı

Yaklaşık 82 milyon nüfusu ile Türkiye önemli bir şeker tüketicisidir. Türkiye’nin yıllık kişi başına

toplam şeker tüketiminin 30 kg olduğu tahmin edilmektedir. Şeker tüketiminin yaklaşık % 80’i sanayi, %20’si hane halkı tarafından kullanılmaktadır. Evde kullanım ve sanayideki şeker tüketimi artışının, nüfus artışı ile ilişkili olduğu görülmektedir. Kentleşmenin artması ve yaşam tarzlarında ve yeme alışkanlıklarındaki değişiklikler şeker tüketiminin artmasında önemli bir rol oynamaktadır. Türetilmiş nişasta bazlı tatlandırıcılar doğrudan tüketilmez, ancak endüstri tarafından üretimin bir bileşeni olarak fırın ürünleri, geleneksel tatlılar, dondurma, helva, reçeller ve alkolsüz içeceklerde kullanılır.

Şeker Pancarının Sağlık Açısından Önemi

İnsan vücudunun temel fonksiyonları için gerekli olan şeker; yüksek kalorili, görece ucuz bir enerji kaynağı olması ve tatlandırıcı özelliği nedeniyle beslenmede önemli bir yere sahiptir. Şeker pancarından elde edilen şeker, insan sağlığına çeşitli yönlerden katkı sağlamaktadır. Başlıca faydaları şu şekilde özetlenebilir:

  • Mide ve sindirim sistemi fonksiyonlarının düzenlenmesine,
  • Kansızlığın giderilmesine,
  • Bağışıklık sisteminin güçlenmesine,
  • Kanın temizlenmesine ve iltihapların önlenmesine,
  • Cilt neminin ve renginin dengelenmesine,
  • Gebelik döneminde bebeklerin omurga ve beyin gelişiminin desteklenmesine katkı sağlamaktadır.

Türkiye’de Üretim Yerleri

Türkiye’nin iklim yapısı incelendiğinde, İç Anadolu bölgesinin iklim özellikleri şeker pancarının yetiştirilmesi için elverişlidir. Şeker pancarının yarıdan fazlası bu bölgeden elde edilir. İlkbaharda konvansiyonel kırkikindi yağışlarına sahiptir, ayrıca karasal iklim nedeniyle yazları da sıcak, kurak geçer. Bu nedenle, İç Anadolu bölgesinde şeker pancarı doğal yetişen bitki çeşididir. En fazla şeker pancarı İç Anadolu bölgesinde yetiştirilir, ürünün bu bölgede rekoltesi de yüksektir.

Şeker pancarından verim alınması için bitkinin yetiştiği bölgenin toprak seçimi, iklim özellikleri, sulama koşulları dikkate alınmalıdır. Ayrıca şeker pancarı yetiştirilirken bakım, koruma, sulama işlemleri de ürünün rekoltesi açısından önemlidir. 500 m. altında deniz seviyesine yakın arazilerde şeker pancarının verimi azalır. Genellikle deniz seviyesinden 800 m. yükseltideki alanlar şeker pancarı yetiştirmede daha verimli bölgelerdir. Ayrıca ürün yetiştirilirken gübre kullanılması, haşerelere karşı zirai mücadele, organik tarım, GDO’suz tohum vb. koşullara dikkat edilmesi, şeker pancarının bakımının yapılması ürünün verimliliğini artırır.

Şeker pancarı Türkiye’de Batı, Orta ve Doğu Anadolu bölgelerinde yetiştirilmektedir. Kök veriminin en yüksek olduğu bölge Batı Anadolu’dur. Kıyıdan uzak, nispeten serin ve sulama ihtiyacı az olan bölgeler, pancar üretimi için elverişlidir.

Türkiye’de 2021 yılında en yüksek şeker pancarı üretimine sahip iller sırasıyla Konya, Eskişehir ve Yozgat olarak belirlenmiştir. Bu üretimin Konya’da yaklaşık %33’ü, Eskişehir’de %9’u ve Yozgat’ta %8’i gerçekleşmiştir. Doğu Anadolu’nun bazı bölgelerinde (Van, Bitlis, Muş,) ise Türkiye genelindeki ortalama üretime göre en yüksek şeker pancarı üretim oranına sahip il, yaklaşık %2 oranıyla Muş’tur. Bitlis’te %0,9, Van’da %0,3 oranında üretim gerçekleşmişti (TÜİK,2022).

Türkiye Ekonomisindeki Yeri ve Önemi

Dünyada stratejik öneme sahip olan şeker pancarı üretimi, Türkiye’de tarıma dayalı sanayi üretiminde önemli bir rol oynamaktadır. Türkiye’nin iklim şartları itibariyle dekar başına besin değeri en yüksek bitkisi olan ve besin değeri, arpanın 2.0, buğdayın ise 2.5 katı olan şeker pancarı, önemli bir besin kaynağı olan şeker başta olmak üzere melas, alkol, maya, biyoetanol gibi birçok ürünün ham maddesini oluşturmaktadır. Endüstri bitkileri içinde sağladığı katma değer bakımından ikinci sırada yer alan şeker pancarı, şeker tarımının yapıldığı yörelerde örnek bir üretim kolu iken aynı zamanda münavebe (nöbetleşe) uygulamasının öncüsü ve sulu tarımın yaygınlaştırıcısı olmuştur.

Şeker Pancarı tarımının Türkiye ekonomisine katkısı çok fazladır. Bu katkılarından bazılarını şu şekilde özetlemek mümkündür:

  • Türkiye de tüketilen toplam gübrenin %10’u şeker pancarı tarımında kullanılmaktadır.
  • Bir dekarının fotosentez yoluyla havaya verdiği oksijen, 6 kişinin bir yılda tükettiği oksijene eşdeğer olup, 1 da’ lık orman alanından 3 kat daha fazla oksijen üretmektedir. Bu nedenle iyi bir çevre dostu, tarımının yapılması zorunluluk arz eden önemli bir endüstri bitkisidir.
  • Bir dekar şeker pancarı üretimi yaklaşık 10 işgücü istihdam sağlamaktadır. Yılda yaklaşık 350 bin aile şeker pancarı tarımı ile uğraşmakta ve fabrikalarda da 25 bin kişiye istihdam olanağı sağlamaktadır.
  • Endüstri bitkileri içinde sağladığı katma değer bakımından 2. sırada yer almaktadır.
  • Kendinden sonra ekilen hububatta %20 verim artışı sağlamaktadır.
  • Yılda yaklaşık 25 milyon tonluk taşıma hacmi yaratarak, taşıma sektörüne büyük bir pazar oluşturmaktadır.
  • Sulama suyu arayışlarını teşvik ederek yeraltı ve yerüstü su kaynaklarından istifade imkânını artırmaktadır.
  • Ülkemizde ihraç amaçlı dahil üretilen nişasta bazlı şeker miktarı 2022/2023 pazarlama yılında Temmuz sonu itibariyle 440 bin ton olarak gerçekleşmiştir. Bu miktarın 379 bin tonu C şekeri olup doğrudan ve mamul bünyesinde ihraç edilmiştir.
  • Ülkemiz şeker sektörünün, 2022/2023 pazarlama yılı verilerine göre üretim değeri; 77 Milyar TL dir.
  • Şeker Kanunu kapsamında kota tahsisi yapılan 5 şirkete ait 5 fabrikanın toplam nişasta bazlı şeker üretim kapasitesi 1 milyon 95 bin ton/yıldır. Bunun dışında kota hakkı bulunmayan ve kota tahsis edilmeyen, sadece yurt dışına ihraç edilmek üzere nişasta bazlı şeker üretim faaliyetinde bulunabilen 5 şirkete ait toplam nişasta bazlı şeker üretim kapasitesi ise 340 bin ton/yıldır.
  • Türkiye’de 2022/2023 pazarlama yılında ihraç amaçlı dahil pancar şekeri üretim miktarı 2 milyon 652 bin tondur.
  • Türkiye’nin dünya pancar şekeri üretimindeki payı, 2022/2023 sezonu itibariyle % 9′ dur. Bu üretim ile Dünyada 5. sıradadır.
  • Ülkemiz şeker sektörünün, 2022/2023 pazarlama yılı verilerine göre üretim değeri; 77 Milyar TL’dir.

Türkiye’nin şeker ihtiyacı; şeker pancarından üretilen beyaz şeker ve nişastadan üretilen glikoz ve izoglikoz ile karşılanmaktadır. Türkiye’de şeker sektörü bünyesinde; 15 adet pancar şekeri üreticisi ve beş adet nişasta bazlı şeker üreticisi olmak üzere 20 şirket faaliyet göstermektedir. Türkiye’de şeker pancarı üretimi; her yıl belirlenen şeker kotalarına bağlı olarak programlanmaktadır. Türkiye’de belirlenen pancar şekeri kotasının %2,5’i oranında da nişasta bazlı şeker kotası belirlenmektedir.

Türkiye’de 2003 yılından itibaren üretimde istikrar sağlanmıştır. Türkiye 2023/24 üretim döneminde 30 milyon 150 bin ton şeker pancarı üretimi ile dünyada Rusya, Fransa, Almanya ve ABD’nin ardından 5. sırada yer almıştır. Türkiye’de dış ticaret yıllara göre değişmekle birlikte düşük miktarlarda şeker ihracatı ve ithalatı yapılmaktadır. 2024 yılında 150 bin ton şeker ithalatı yapılmıştır. Buna karşılık 30,2 bin ton şeker ihracatı gerçekleşmiştir.

TÜİK bitkisel üretim istatistiklerine göre 2019 yılında şeker pancarı üretimi bir önceki yıla göre %3,7 artarak 18,1 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Türkiye’de nişasta bazlı şeker kotaları %5’den %2.5’a düşürülmesi, devlete ait şeker fabrikalarının özelleştirme sürecinin kısmen bitmiş olması ve Türk şekerleme ürünleri ihracatının istikrarlı bir şekilde artması üretimin artışında etkili olan nedenlerdendir.

Türkiye’de süreç içerisinde çiftçilere modern tarımın öğretilmesinde, yan ürünleriyle hayvancılığın gelişmesinde önemli rol oynayan şeker pancarı tarımı, şeker fabrikasının esas ham maddesini üretmektedir. Temel gıda maddelerinden olan ve stratejik öneme sahip şeker, Türkiye’de Cumhuriyet’ten önce ithalat yoluyla karşılanırken, bugün tüketilen şekerin tamamına yakını yurt içinde içinde üretilmektedir.

Türkiye, şeker politikasında kendine yeterliliği esas almıştır. Ancak, şeker üretiminin gereksinim üzerinde çıkması ve stokların artmasının önemli bir sorun oluşturmaya başlaması nedeniyle soruna çözüm olarak 1998 yılında şeker pancarı üretimine kota uygulamasına geçilmiştir. Temel amacı kendi kendine yeterlilik olan 4634 sayılı Şeker Kanunu ile Türkiye’de şeker talebini karşılayacak düzeyde üretim planlaması yapılmakta olup, ülke içinde pazarlanacak şeker miktarı, Şeker Kurulu tarafından tahsis edilen kotalar ile belirlenmektedir. Türkiye’nin yıllık şeker ihtiyacının % 90’ı pancar şekeri, % 10’u ise nişasta bazlı şeker ile karşılanmak üzere programlanmaktadır.

Şeker pancarının sanayiyle olan ilişkisini ele alırsak; Türkiye’nin Cumhuriyet öncesi döneminde, ekonominin temeli büyük ölçüde tarıma dayanmaktaydı. Osmanlı Devleti’nde, sanayi faaliyetleri Tanzimat reformlarına kadar genellikle küçük ölçekli imalathanelerde gerçekleşmekteydi. Tanzimat Dönemi itibariyle, modern sanayinin ilk örnekleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Şeker sanayii kurma girişimleri de bu döneme denk gelmektedir. Bu nedenle, şekerpancarı ve rafine şeker üretimiyle ilgili adımlar 19. yüzyılın başlarında atılmıştır. Sanayinin kurulmasıyla beraber şeker pancarı üretiminde ciddi artış yaşanmıştır.

Osmanlı Devleti döneminde ise, 1840’larda Arnavutköylü Dimitri Efendi, İstanbul yakınında bir şeker fabrikası kurma girişiminde bulunmuştur. Daha sonra, 1867’de Davutoğlu Karabey, 1879’da Fenerler imtiyazı sahibi Michael Paşa, 1887’de Afyonlu Yusuf Bey, 1899’da Müşir Rauf Paşa ve 1917 yılında Almanlarla birlikte kurulan Zenith şirketi, aynı amaçla bazı teşebbüslerde bulunmuşlardır. Ancak bunlar uygulamaya geçmemiştir. Bu da gösteriyor ki şeker pancarı üretimi neticesinde elde edilen ciddi verim karşısında şeker fabrikası kurulması ihtiyacını doğurmuştur.

Günümüz Türkiye’sinde şeker fabrikalarına bakacak olursak;

Türkiye’de ilk pancar şekeri fabrikası 1926 yılında ve Uşak’ta kurulmuştur. İlk Türk şekeri ise aynı yıl Kırklareli’nde kurulan Alpullu Şeker Fabrikası’nda üretilmiştir.

Türkiye’de ilk nişasta bazlı şeker fabrikası 1986 yılında Adana’da kurulan Sunar Mısır Ent. San. Tic. A.Ş.’ye ait fabrikadır.

Ülkemizde 33 adet pancar şekeri fabrikası bulunmaktadır. Özelleştirme İdaresi Başkanlığına bağlı Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş’ne ait 25 fabrikadan 10’u 2018 yılında yapılan özelleştirme ihaleleri ile özel sektöre devredilmiştir. Böylelikle 33 şeker fabrikası; devlete ait 15, özel sektöre ait 12 ve pancar kooperatiflerine ait 6 olmak üzere faaliyet göstermektedir. Mevcut durumda kapasiteye göre kamunun sektör payı % 37, kooperatif fabrikalarının payı % 35, özel fabrikaların payı ise % 28 olmuştur.

Türkiye’de 33 pancar şekeri fabrikasının kurulu şeker üretim kapasitesi yaklaşık 3,7 milyon ton/yıldır.

Yasal Düzenlemeler (Ulusal – Uluslararası bakımdan)

1982 Anayasası’nın 44. maddesi “Toprak mülkiyeti” ve 45. maddesi “Tarım, hayvancılık ve bu üretim dallarında çalışanların korunması” başlıklı hükümleriyle devlete tarım alanında önemli sorumluluklar yüklenmiştir. Bu kapsamda, tarım sektörünü düzenleyen çok sayıda kanun ve yönetmelik yürürlüktedir.

Şeker pancarı üretiminde istikrarın sağlanması amacıyla 2001 yılında 4634 sayılı Şeker Kanunu yürürlüğe girmiştir. Bu kanunla;

  • Şeker fabrikalarının pazar paylarının kotalara bağlanması,
  • İç piyasada rekabetin sağlanması,
  • Devletin piyasadaki etkinliğinin sınırlandırılması,
  • Yurt içi talebin yurt içi üretimle karşılanması,
  • Avrupa Birliği düzenlemeleri ve Dünya Ticaret Örgütü taahhütlerine uyumun sağlanması amaçlanmıştır.

Ayrıca, 24799 sayılı Hammadde ve Şeker Fiyatları Yönetmeliği yürürlüktedir. Şeker sektörüne ilişkin düzenleyici görevleri yerine getirmek üzere kamu tüzel kişiliğine sahip T.C. Şeker Kurumu kurulmuştur ve kurum 7 üyeden oluşmaktadır.

Türkiye’de şeker pancarı üretimi pancar ekim alanlarından, üreticiler veya temsilcileri ile şirketler veya fabrikalar arasında sözleşme düzenlenmesi suretiyle kotalı olarak yapılmaktadır. 4634 sayılı Şeker Kanunu gereğince pancar tarımı, “sözleşmeli” yapılıyor. Bu kapsamda, 2025 yılının ekim dönemi öncesinde tüm fabrikalar, çiftçilerle üretim sözleşmesi imzalanmaktadır. Pancar çiftçisi ile şeker fabrikası, ekim öncesinde sözleşme yaparken, üretim şartları ile alım usul ve esasları bu sözleşmede belirlenmektedir.

Sözleşmeyle tarafların hak ve sorumlulukları güvence altına alınmakta. Sözleşme kapsamında, çiftçilerin tohum ve gübreleri fabrikalar tarafından çiftçilere teslim edilmektedir. Böylece pancar tarımının sürdürülebilirliği sağlanmaktadır.

Şeker, dünya genelinde en yoğun hükümet müdahalesine tabi ürünlerden biridir. Üretim kotaları, tarife kotaları, yüksek korumalar ve tercihli ticaret anlaşmaları gibi faktörler, küresel ticareti kısıtlayarak şeker endüstrisini düzenlemektedir. Uluslararası şeker piyasası, diğer ürün piyasalarından ayrılan belirgin özelliklere sahiptir; bu piyasa, geniş fiyat aralığı, yaygın üretim ve hızla büyüyen tatlandırıcılar sektörü ile dikkat çekmektedir. Hükümetler, şeker üretiminin büyük yatırımlar gerektirmesi, önemli bir istihdam kaynağı olması ve gıda güvenliğini sağlama amacıyla şeker politikalarına aktif bir şekilde müdahale etmektedirler.

Şeker, stratejik bir ürün olması nedeniyle ülkelerin kendi kendine yeterli olma hedefine yönelik isteği, birçok ülkede şekerin aşırı üretilmesine ve uluslararası şeker fiyatlarının düşmesine yol açarak üretici ülkeler için büyük zorluklara neden olmuştur. Uluslararası arenada ortaya çıkan bu sorun, çeşitli çözüm mekanizmalarının geliştirilmesine sebep olmuştur. Bu durum, ortaya çıkan fiyat ve baskıları kontrol altına almak amacıyla çeşitli anlaşmaların yapılmasını beraberinde getirmiştir. Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası anlaşmaya örnek olarak;

IIRB (International Institute for Beet Research – Uluslararası Şeker Pancarı Araştırma Enstitüsü) 1931 yılında kurulan, II. Dünya savaşından sonra 1947 yılında yeniden yapılanan ve 1952 yılında Belçika’da resmi olarak faaliyete başlayan, 27 ülkenin üye olduğu bu kuruluşa Türkiye 1956 yılında üye olmuştur. Bu sözleşmenin amacı genel olarak; pancar üretiminde çalışmalar yapmak ve yapılan araştırmaları geliştirmek, pancar üretiminde etkinliği artırmak için çalışan uzman ve bilim adamlarının toplantılara katılmasını organize etmek, yeni buluşları, işlemleri ve metotları konuyla ilgilenenlerin bilgisine sunmak, uluslararası önemi olan özel problemlerle ilgili ulusal ve uluslararası organizasyonları direkt veya dolaylı olarak koordine etmek ve uluslararası organizasyonları teşvik etmektir. Ulusal düzeyde ise 2001 yılında yürürlüğe giren 4634 sayılı “Şeker Yasası” ile birlikte, şekerpancarına üretim kotaları getirilmiş, fabrikaların özelleştirilmesi sağlanmış ve nişasta bazlı tatlandırıcılara ayrıcalıklar ve kolaylıklar tanıma süreci başlamıştır. Bu yasada, öncelikle yurt içi talebi karşılamak amacıyla üretimin gerçekleştirilmesi esas alınmıştır. Yasada, gerekli durumlarda ihracatın da yapılabileceği belirtilmiş olsa da temel olarak yurt içi tüketimi önceleyen bir düzenleme benimsenmiştir.

Kendine yeterlilik üzerine inşa edilen şeker politikasında şeker üretiminin zamanla ihtiyacın çok üzerinde gerçekleşmesi stokların artmasına neden olmuştur. Bu sorunun çözümü için 1998 yılında getirilen kota uygulaması ile şeker pancarı üretimi sınırlandırılmıştır. Türkiye’nin şekerde kendi kendine yeterliliğini esas alan 4634 sayılı Şeker Kanunu, talebini karşılayacak düzeyde üretim planlamasını yapmaktadır.

Şeker Kurulu tarafından ülke içinde pazarlanacak şeker miktarı, tahsis edilen kotalar ile belirlenmektedir.

Üretim kotasına ilişkin olarak yasal sınırlamaya örnek olarak;

4634 sayılı Şeker Kanunu’nun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Şeker üretimi ve arzında istikrarı sağlamak amacıyla pazarlanacak şeker miktarı, sakaroz kökenli ve diğer şekerler için ayrı ayrı olmak üzere şeker türlerine göre, gerektiğinde dönemsel olarak kotalar ile belirlenir. Nişasta kökenli şekerler için belirlenecek toplam A kotası, ülke toplam A kotasının % 5’ini geçemez…” hükmü gereği

ülkemizde toplam NBŞ kotası ülke toplam şeker kotasının en fazla % 5’i kadar Cumhurbaşkanı tarafından tahsis edilerek belirlenmektedir. 2018/2019 pazarlama yılı için %5 olarak uygulanan nişasta bazlı şeker kotası 2019/2020, 2020/2021, 2021/2022, 2022/2023 ve 2023/2024 pazarlama yılları için %50 azaltılarak %2,5 olarak belirlenmiş olup 2023/2024 pazarlama yılında nişasta bazlı şeker kotası 72.750 ton olarak tahsis edilmiştir.

Türkiye’de kaç tane kota tahsis edilen nişasta bazlı şeker fabrikası faaliyet göstermektedir?

Ülkemizde tümü özel sektöre ait olmak üzere kota tahsis edilen 5 şirkete ait, 5 nişasta bazlı şeker fabrikası faaliyet göstermektedir. Ayrıca A kotası tahsisi bulunmayan 5 adet fabrika da faaliyet göstermekte, bu fabrikalarda üretilen nişasta bazlı şeker C şekeri kapsamında ihraç edilmekte ve/veya ihraç ürünlerde kullanılmaktadır.

Şekerde 2025-2026 Dönemi Kotaları

2025/2026 Pazarlama Yılı Şeker Kotalarının Belirlenmesine İlişkin Karar (Karar Sayısı: 10279) ile Türkiye şeker sektöründe 2025-2026 pazarlama yılı için kotalar belirlendi. Buna göre, 2025-2026 pazarlama yılı ülke toplam A kotası 2 milyon 910 bin ton olarak belirlenirken pancar şekeri A kotasının 2 milyon 837 bin 250 ton, B kotasının ise bu rakamın yüzde 5’i oranında 141 bin 863 ton olması kararlaştırıldı.

Nişasta bazlı şeker kotası da ülke toplam A kotasının yüzde 2,5’ine karşılık gelen 72 bin 750 ton olarak tespit edildi. Ayrıca, şirketlere tahsis edilen pancar şekerinde A ve B kotası ile nişasta bazlı şekerde A kotası miktarlarına kararda yer verildi.

9Şeker Pancarı Üreticisinin Hukuken Çözüm Beklediği Sorunlar

1-) Polarizasyon ölçümünde devlet fabrikaları ile özel fabrikaları arasındaki oran uyumsuzluğu giderilmelidir.

Şöyle ki; Özel fabrikalarda polarizasyon oranı 16-17 civarındayken devlet fabrikalarında ise bu oran13-14 civarındadır. Polarizasyon, şeker pancarı işlemesinde şeker oranını belirleyen çok önemli bir ölçüttür. Ölçümün sonucuna göre üreticinin elde etmiş olduğu mahsullerin fiyatını ciddi şekilde etkilemektedir. Polarizasyon oranının düşük olması çiftçi için önemli bir sorun teşkil etmektedir. Devlet fabrikalarında bu oranın düşük olması çiftçiyi üretimden alıkoyan ve çözülmesi elzem olan bir sorun teşkil etmektedir.

2-) Özelleştirilen birçok fabrikalar hasat zamanında alım fiyatını çiftçiye zamanında bildirilmemesi, çiftçinin piyasa fiyat araştırmasında bulunmasına fırsat vermeden özel fabrikaların teklifini değerlendiremeden alelacele pazarlık yapılması çiftçi için önemli bir sorunudur. Bu konuda Tarım Bakanlığınca düzenlenecek fiyat belirleme tarihi çiftçi için oldukça faydalı olacaktır. Hukuki öngörülebilirlik ilkesi ile de orantılı olacaktır.

3-) Tohum, gübre, sulama, mazot vb. üretim araçlarında meydana gelen fiyat artışları karşısında maliyeti artan çiftçinin kar elde etmesini ciddi şekilde zorlaştırmaktadır. İşin sonunda çiftçinin kar elde edecek şekilde düzenleme yapılması gerekmektedir.

Değerlendirme

Türkiye şeker pancarı üretiminde dünyada beşinci, Avrupa’da ise üçüncü sırada yer alarak önemli bir aktör konumundadır. Şeker pancarı Türkiye’nin tarımsal alanda rekabet edebileceği önemli ürünlerden birisidir. Yarattığı katma değer ve istihdam ile Türkiye’nin bölgeler arası gelişmişlik farklarının azaltılmasında önemli katkı sunmaktadır. Şeker, birçok ülke için gıda güvencesini sağlaması, istihdam yaratması gibi pek çok sosyoekonomik unsuru barındırması nedeniyle korumacı politikalarla desteklenmiş ve liberal eğilimlerden en az etkilenen ürünlerden biri olmuştur. Şeker sadece ekonomik bir ürün olmayıp sosyal etkileri olan, birçok sektöre girdi sağlayan, geniş istihdam olanağı sağlayan stratejik bir üründür. Şekere ilişkin politikalar hazırlanırken şeker sektörünün sağladığı pozitif dışsallıklar göz önüne alınmalıdır.

Şeker üretiminde rekabeti artırıcı politikalar, dışa bağımlılığın azaltılması, gıda güvencesinin sürdürülebilirliği açısından önem teşkil etmektedir. Bunun yanısıra yerli üretimin desteklenmesi, üretim koşullarının küresel rekabete uygun olarak düzenlenmesi yönünde politikalar uygulanmalıdır. Bu kapsamda 2008 krizinden sonra dünyada uygulanan koruyucu politikalar ışığında, ülkemizde özellikle tarım sektöründe maliye politikaları ile devletin korumacı ve düzenleyici gücü artırılmalıdır.

Türkiye’de şeker sanayisinde kamuya ait şeker fabrikalarının bazılarının özelleştirilmesi ile birlikte özel sektör tarafında kurulan teknoloji düzeyi yüksek şeker fabrikalarının faaliyet göstermeye başlaması sektörde verimlilik düzeyini yükseltmiştir. Türkiye’de kamuya ait şeker fabrikalarının gerekli teknolojik yatırımların yapılamaması ve bunun sonucunda bu fabrikaların yüksek maliyet, düşük verimlilik göstergeleri ile faaliyet göstermeleri söz konusu fabrikaların özel sektöre devredilmesini gündeme getirmiştir.

AB ülkeleri şeker sanayilerini büyük ölçüde özelleştirmişlerdir. Ancak sektörün tamamını özelleştirmeyerek, olağanüstü durumlara hazırlıklı olabilmek için pancar tarımının sürekliliğini sağlayabilmek ve üretimin bir kısmının işletim hakkının üretici birliklerine devrederek kamunun bünyesinde tutmuşlardır. ABD, Avrupa Birliği’ndeki şeker şirketlerinin önemli bir bölümü çiftçilerinin ve çalışanlarının içerisinde yer aldığı kooperatif tabanlı yönetim modelleri uygulamaktadırlar.

Özelleştirme yapılırken şeker sektörünün stratejik önemi nedeni ve ülkeye sağladığı sosyoekonomik katkıları gözden kaçırılmamalıdır. Hatta bu özellikler göz önüne alınarak süreç içerisinde üreticilerin yer alacağı bir model uygulanmalı ve devletin sektöre yönelik korumacı, denetleyici rolü de devam etmelidir.

Şeker sektöründe uygulanacak politika şeker üretiminde sürdürülebilirliğin sağlanması olmalıdır.

Stajyer Av. FATİH KUTLU

Bu gönderiyi paylaş