TÜRKİYE’DE MEVSİMLİK TARIM İŞÇİLERİ

MEVSİMLİK TARIM İŞÇİLERİNİN HUKUKİ KORUNMASIZLIĞI: İŞ KANUNU KAPSAMI VE BELİRLİ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİ SORUNU

MEVSİMLİK TARIM İŞÇİLERİNİN HUKUKİ KORUNMASIZLIĞI:

İŞ KANUNU KAPSAMI VE BELİRLİ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİ SORUNU

 

 ÖZ

Mevsimlik tarım işçileri, Türkiye’de çalışma ilişkileri bakımından en az korunan işçi gruplarından biridir. Bu durum, yalnızca ağır ve güvencesiz çalışma koşullarından kaynaklanmamakta; aynı zamanda tabi oldukları hukuki düzenlemelerin sınırlı bir koruma sağlamasından da ileri gelmektedir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca, tarım işlerinin belirli koşullar altında İş Kanunu kapsamında kabul edilmesi, mevsimlik tarım işçilerinin iş güvencesi ve sosyal haklara erişimini önemli ölçüde sınırlandırmaktadır. Bununla birlikte, mevsimlik tarım işçilerinin hukuki açıdan korunmasızlığı yalnızca kapsam dışı bırakılmalarıyla açıklanamaz. Zira bu işçilerin İş Kanunu kapsamına girdiği hâllerde dahi, uygulamada yaygın olarak tercih edilen belirli süreli iş sözleşme pratiği nedeniyle, iş güvencesi ve diğer temel işçilik haklarından fiilen yararlanamadıkları görülmektedir. Bu çalışma; mevsimlik tarım işçilerinin karşı karşıya kaldığı hukuki korunmasızlığa dikkat çekmekle birlikte İş Kanunu kapsamına girdikleri durumlarda Kanun’dan kaynaklanan haklardan hangi koşullarda yararlanabildiklerini ve esasen bu korumanın oldukça sınırlı ve yetersiz olduğunu Yargıtay kararları çerçevesinde açıklamayı amaçlamaktadır.

Anahtar Kelimeler: Mevsimlik Tarım İşçileri, İş Kanunu Kapsamı, Belirli Süreli İş Sözleşmesi, İş Güvencesi, Hukuki Koruma

Hazırlayan:

Av. Gülben BAŞKAN KIRCAKLI

GİRİŞ

Tarım sektöründe çalışan işçilerin hukuki statüsünün değerlendirilmesinde, “mevsimlik iş”, “tarım işi” ve “mevsimlik tarım işçisi” kavramlarının açıklığa kavuşturulması önem taşımaktadır.

Mevsimlik iş, yılın tamamına yayılmayan ve faaliyetin doğal ya da iklimsel koşullara bağlı olarak belirli dönemlerde ortaya çıkan işler[1] olarak tanımlanabilir. Tarım sektöründe ekim, toplama, hasat faaliyetlerinin belirli zaman aralıklarında yoğunlaşması, bu tür çalışmanın tipik örneklerini oluşturmaktadır.

Tarım ve orman işlerinden sayılan işler, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 111’inci maddesinde sıralanmıştır[2].

Mevsimlik tarım işçisi ise kendisine ait olmayan tarımsal işletmelerde ekim, sulama, bakım ve hasat gibi tarımsal faaliyetlerde günlük, haftalık veya aylık ücret karşılığında çalışan ve tarımsal faaliyetin niteliğine bağlı olarak geçici ya da belirli bir süre boyunca istihdam edilen kişiyi[3] ifade etmektedir.

Bu kavramsal çerçeve, mevsimlik tarım işçilerinin Türk İş Hukuku’ndaki konumunun ve belirli süreli iş sözleşmesi uygulamalarının hukuki sonuçlarının değerlendirilmesine temel oluşturmaktadır.

Bu noktada belirtmek gerekir ki bu çalışma, mevsimlik tarım işçilerinin hukuki durumunu 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında bireysel iş sözleşmesi ilişkisi çerçevesinde incelemekte olup Sosyal Güvenlik Hukukuna ilişkin meseleler ile İş Kanunu’nun 7. maddesinde düzenlenen geçici iş ilişkisini kapsam dışında bırakmaktadır.

  1. MEVSİMLİK TARIM İŞÇİLERİNİN HUKUKİ STATÜSÜ VE KORUNMASI

A- Kanun Kapsamı Bakımından

  1. İş Kanunu Kapsamı

4857 sayılı İş Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca, 50’den (elli) az işçi çalıştırılan tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde İş Kanunu hükümleri uygulanmamaktadır. Bu düzenleme, mevsimlik tarım işçilerinin önemli bir bölümünü İş Kanunu kapsamı dışında bırakmakta ve söz konusu işçilerin hukuki ilişkilerinin Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen hizmet sözleşmesi hükümlerine tabi olmasına yol açmaktadır[4]. Ancak Borçlar Kanunu’nda öngörülen koruma rejimi, iş güvencesi ve sosyal haklar bakımından İş Kanunu’na kıyasla oldukça sınırlı bir yapıdır. Bu nedenle, elli işçiden az işçi çalıştırılan tarım iş yerlerinde çalışanların kapsam dışılığı, mevsimlik tarım işçileri açısından yapısal bir hukuki koruma boşluğu ortaya çıkarmaktadır.

  1. İş Kanunu Kapsamı Dışında Kalmanın Sonuçları

İş Kanunu kapsamı dışında bırakılan mevsimlik tarım işçileri, İş Kanunu’nda güvence altına alınmış pek çok temel işçilik hakkından yararlanamamaktadır. Bu hakların en önemlilerinden biri iş güvencesi ve buna bağlı olarak düzenlenen işe iade hakkıdır.

İşe iade hakkı; yalnızca İş Kanunu’na tabi olarak çalışan, belirsiz süreli iş sözleşmesine sahip, en az altı aylık kıdemi bulunan ve otuzdan fazla işçi çalıştırılan işyerlerinde istihdam edilen işçiler bakımından söz konusu olabilmektedir. Ayrıca iş sözleşmesinin, işveren tarafından geçerli ya da haklı bir sebep olmaksızın feshedilmiş olması gerekmektedir[5]. Bu koşulların tamamı birlikte arandığından, İş Kanunu kapsamı dışında kalan tarım işçileri açısından iş güvencesi hükümleri ve işe iade mekanizması uygulanamamaktadır.

İş Kanunu kapsamı dışında kalan işçiler ayrıca ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti ve çalışma sürelerine ilişkin koruyucu hükümlerden de yararlanamamaktadır[6]. Bu işçiler yönünden iş ilişkisi, Türk Borçlar Kanunu’nda oldukça sınırlı düzenlenen hizmet sözleşmesi hükümlerine tabi olmaktadır. Bu nedenle, mevsimlik  tarım işçilerinin büyük kısmının İş Kanunu kapsamı dışı bırakılması, hukuki korumanın önemli ölçüde daralmasına yol açmaktadır.

B- Sözleşme Türü Bakımından

  1. Belirli Süreli İş Sözleşmesi Uygulamasının Hukuki Koruma Üzerindeki Etkisi

Mevsimlik tarım işçilerinin hukuki açıdan korunmasızlığı, yalnızca İş Kanunu kapsamı dışında bırakılmalarından kaynaklanmamaktadır. Tarım ve orman iş yerlerinde ellinin üzerinde işçi çalıştırılması nedeniyle İş Kanunu kapsamına girilen hâllerde dahi, bu korunmasızlık yaygın biçimde uygulanan belirli süreli iş sözleşmeleri nedeniyle devam etmektedir[7]. Nitekim mevsimlik tarım işçilerinin bir kısmının İş Kanunu kapsamına dâhil olmaları, Kanun’da öngörülen tüm koruyucu hükümlerin fiilen uygulanacağı anlamına gelmemektedir.

Uygulamada mevsimlik tarım işçilerinin çoğunlukla belirli süreli iş sözleşmeleriyle istihdam edilmesi, iş güvencesi rejimini teoride doğrudan devre dışı bırakmaktadır. Yani belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçiler, İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddelerinde düzenlenen iş güvencesi ve işe iade hükümlerinden yararlanamamaktadır[8]. Zira bu hükümlerden yararlanmanın öncelikli koşulları belirsiz süreli iş sözleşmesi[9] ile çalışılması ve iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız veya geçersiz feshidir. Belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışılması hâlinde ise işçi doğrudan bu kapsam dışında kalmakta, sözleşmenin süresinin sona ermesi hâlinde iş ilişkisi herhangi bir fesih işlemine gerek olmaksızın kendiliğinden sona ermekte; feshe karşı koruma ve işe iade hakkı uygulanma alanı bulmamaktadır[10].

Belirli süreli iş sözleşmesi uygulaması, mevsimlik tarım işçileri bakımından kıdem ve ihbar tazminatı üzerinde de önemli fiilî sonuçlar doğurmaktadır. Kıdem tazminatına hak kazanılabilmesi için işçinin İş Kanunu kapsamında olmasının yanı sıra aynı işveren nezdinde en az bir yıllık kıdeme sahip olması ve iş sözleşmesinin İş Kanunu’nda öngörülen nedenlerle sona ermesi gerekmektedir[11]. İhbar tazminatına hak kazanılabilmesi için ise iş sözleşmesinin belirsiz süreli olması ve taraflardan biri tarafından, kanunda öngörülen bildirim sürelerine uyulmaksızın feshedilmesi gerekmektedir[12]. Oysa belirli süreli iş sözleşmelerinde iş ilişkisi, sürenin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkmakta; bu sona erme biçimi, kıdem veya ihbar tazminatına hak kazandıran hâller arasında yer almamaktadır.

Bu nedenle mevsimlik tarım işçileri, İş Kanunu kapsamına girdikleri hâllerde dahi, belirli süreli iş sözleşmesi pratiği sebebiyle kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücretli yıllık izin gibi haklardan büyük ölçüde yararlanamamaktadır. Her ne kadar mevsimlik çalışmalarda farklı dönemlerde geçen sürelerin birleştirilmesi Yargıtay içtihatlarında teorik olarak kabul edilmekteyse de sözleşmelerin her sezon sonunda sürenin dolması nedeniyle sona erdirilmesi, kıdem ve ihbar tazminatı şartının oluşmasını ve bu haklara erişimi uygulamada büyük ölçüde engellemektedir. Dolayısıyla bu durum, iş güvencesiyle birlikte söz konusu hakların da mevsimlik tarım işçileri bakımından büyük ölçüde işlevsiz hâle gelmesine yol açmaktadır.

  1. Mevsimlik Tarım İşlerinde Belirli Süreli İş Sözleşmesinin İstisnai Niteliği ve Hukuki Dayanak Sorunu

İş Kanunu’nun 11. maddesine göre belirli süreli iş sözleşmesi, ancak iş ilişkisinin belirli bir süreye bağlanmasını haklı kılan objektif veya esaslı  bir nedenin varlığı hâlinde kurulabilir. Kanun sistematiğinde belirsiz süreli iş sözleşmesi asıl, belirli süreli iş sözleşmesi ise istisnai niteliktedir[13].

Mevsimlik iş olgusu uygulamada çoğu zaman belirli süreli iş sözleşmesini haklı gösteren bir unsur olarak kabul edilmekteyse de mevsimlik nitelik taşıyan her çalışmanın kendiliğinden belirli süreli iş sözleşmesine konu edilmesi zorunlu değildir. Nitekim mevsimlik tarım işlerinde çalışma, özellikle küçük yerleşim yerlerinde, aynı işveren nezdinde tekrar eden ve fiilen süreklilik gösteren bir iş ilişkisine dönüşebilmektedir[14].

Bu bağlamda, mevsimlik tarım işlerinin belirli süreli iş sözleşmesine konu edilip edilemeyeceği değerlendirilirken, işin mevsimsel niteliğinden ziyade taraflar arasındaki iş ilişkisinin fiilî yapısı ve süreklilik gösterip göstermediği esas alınmalıdır. İşin yılın belirli dönemlerinde yapılması, tek başına iş ilişkisinin süreye bağlanmasını haklı kılan objektif bir neden oluşturmaz[15].

Özellikle aynı işveren nezdinde her sezon yinelenen, benzer nitelikte ve mevsimsel koşullardan kaynaklı kesintiye uğrayan çalışmalar bakımından, iş ilişkisinin fiilen devamlılık arz ettiği kabul edilebilecektir[16]. Bu durumda, belirli süreli iş sözleşmesinin her sezon yeniden kurulmasının hukuki dayanağı tartışmalı hâle gelmekte; sözleşmenin belirli süreli olarak nitelendirilmesi, İş Kanunu’nun 11. maddesinde öngörülen istisnai yaklaşım ile örtüşmemektedir.

  1. Belirli Süreli İş Sözleşmesinin Belirsiz Süreli İş Sözleşmesine Dönüşmesi

Bu noktada, belirli süreli iş sözleşmesinin esaslı bir neden olmaksızın zincirleme şekilde (birden fazla üst üste) kurulmasının hukuki sonucu önem arz etmektedir. Zira böyle bir durumda iş ilişkisi baştan itibaren belirsiz süreli nitelik kazanmaktadır[17].

İş Kanunu’nun 11/2 uyarınca Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Ayrıca Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca mevsimlik işlerde çalışılması, her durumda belirli süreli iş sözleşmesi yapılmasını zorunlu kılmayacaktır. Aynı işveren nezdinde benzer işlerde düzenli ve tekrar eden şekilde çalışılması hâlinde iş ilişkisinin fiilen süreklilik kazandığı kabul edilmekte; bu durumda işin mevsimsel niteliği tek başına belirli süreli iş sözleşmesinin üst üste kurulmasını haklı kılan objektif bir neden olarak değerlendirilememektedir[18].

Bu bağlamda objektif neden bulunmaksızın zincirleme biçimde yenilenen belirli süreli iş sözleşmeleri belirsiz süreli iş sözleşmesine dönüşmekte; bu dönüşüm, diğer şartları da haiz olan mevsimlik tarım işçilerinin bir kısmı bakımından iş güvencesi hükümlerinin ve buna bağlı temel işçilik haklarının uygulanabilir hâle gelmesini sağlamaktadır.

SONUÇ

Mevsimlik tarım işçileri, Türk İş Hukuku sisteminde hem kanuni kapsam hem de sözleşme türü bakımından yapısal bir korunma sorunu ile karşı karşıyadır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca tarım işlerinin belirli koşullar altında Kanun kapsamı dışında bırakılması, bu işçilerin önemli bir bölümünü iş güvencesi ve temel işçilik haklarından mahrum bırakmaktadır. Kanun kapsamına girilen sınırlı hâllerde dahi mevsimlik tarım işlerinde belirli süreli iş sözleşmesinin yaygın biçimde uygulanması, İş Kanunu’nun koruyucu hükümlerinin fiilen etkisiz hâle gelmesine yol açmaktadır.

Mevsimlik tarım çalışmalarının, uygulamada çoğu zaman belirli süreli iş sözleşmesini otomatik olarak haklı kılan bir olgu gibi değerlendirilmesi, İş Kanunu’nun 11. maddesinde benimsenen istisnai yaklaşımla örtüşmemektedir. Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, mevsimlik iş yapılması her durumda belirli süreli iş sözleşmesi kurulmasını zorunlu kılmamakta; özellikle aynı işveren nezdinde her sezon yinelenen ve fiilen süreklilik gösteren çalışmalar bakımından, objektif neden bulunmaksızın zincirleme şekilde kurulan belirli süreli iş sözleşmelerinin belirsiz süreli iş sözleşmesine dönüşeceği kabul edilmektedir. Bu içtihadi yaklaşım, mevsimlik tarım işçilerinin ancak sınırlı bir kesimi bakımından iş güvencesi ve buna bağlı hakların uygulanabilir hâle gelmesini mümkün kılmaktadır.

Bununla birlikte, mevsimlik tarım işçilerinin hukuki korunmasının büyük ölçüde yargısal denetime bağlı olması, kapsama giren sınırlı sayıdaki işçinin dahi uzun süre fiilen güvenceden yoksun kalmasına yol açmaktadır. Zira uygulamada, esaslı bir neden olmaksızın zincirleme şekilde kurulan belirli süreli iş sözleşmeleri bakımından  işçilerin ancak uzun ve yıpratıcı yargılama süreçleri sonunda koruma kapsamına girebildiği görülmektedir.

Zincirleme sözleşme bulunmayan hâllerde ise İş Kanunu kapsamı dışında kalma ve/ veya belirli süreli iş sözleşmesi uygulaması mevsimlik tarım işçilerini baştan itibaren iş güvencesi ve temel haklardan yoksun bir konuma sürüklemekte; bu durum, mevcut koruma mekanizmalarının sistematik ve etkin olmaktan uzak olduğunu göstermektedir.

Bu çerçevede; mevsimlik tarım işçilerinin hukuki statüsünü belirsizlikten çıkaracak, iş güvencesi ve temel işçilik haklarına erişimi açık ve öngörülebilir hâle getirecek net ve uygulanabilir yasal düzenlemelerin getirilmesi; mevsimlik tarım işçileri bakımından yargısal yorumlara ihtiyaç duyulmaksızın doğrudan uygulanabilir bir kanuni koruma rejiminin oluşturulması gerektiği kanaatindeyiz.

KAYNAKÇA

  • AKALIN, Mehmet: Mevsimlik Tarım İşçilerinin Barınma Koşullarının Değerlendirilmesi: Yenice, Tarsus, Silifke Örnekleri, Sosyal Güvence(13), s. 1-30.
  • DEMİR, Müslim: Mevsimlik Tarım İşçilerinin Sosyal Güvenlik Haklarına İlişkin Değerlendirme/Öneriler. Çalışma ve Toplum, 2015/1, 1(44), s. 177-194.
  • SÜZEK, Sarper: İş Hukuku. Yenilenmiş 16. Baskı, İstanbul, 2018.
  • TAŞKENT, Savaş: Karar İncelemesi: Mevsimlik Bir İşte Yapılan Belirli Süreli İş Sözleşmesi. Çalışma ve Toplum, 2010/3, s. 223-236.
  • YILDIRIM, Mücahit/ KARAKOYUN, Okan: Mevsimlik Tarım İşçiliği Üzerine Bir Araştırma: Çarşamba (Samsun) İlçesi Örneği. 19 Mayıs Sosyal Bilimler Dergisi, 4(2), s. 61-81.
  • YÜCEL-BODUR, Mehtap: Mevsimlik İş Sözleşmesi İle Çalışanların Yıllık Ücretli İzin Hakları, İş ve Hayat, 1(1), s. 131-146.

 

ÇEVRİMİÇİ KAYNAKLAR

(www.ajindex.com) E.T.: 18/01/2026

(www.dergipark.org.tr) E.T.: 18/01/2026

(www.karararama.yargıtay.gov.tr) E.T.: 18/01/2026

[1] Yargıtay HGK, E. 2011/9-596 K. 2011/725 T. 30.11.2011 (www.karararama.yargıtay.gov.tr) E.T.: 18/01/2026; YÜCEL-BODUR, Mehtap: Mevsimlik İş Sözleşmesi İle Çalışanların Yıllık Ücretli İzin Hakları, İş ve Hayat, 1(1), 131-146, s. 135. (www.dergipark.org.tr) E.T.: 18/01/2026

[2] a) Her çeşit meyveli ve meyvesiz bitkiler; çay, pamuk, tütün, elyaflı bitkiler; turunçgiller; pirinç, baklagiller; ağaç, ağaççık, omca, tohum, fide, fidan; sebze ve tarla ürünleri; yem ve süt bitkilerinin yetiştirilmesi, üretimi, ıslahı, araştırılması, bunlarla ilgili her türlü toprak işleri, ekim, dikim, aşı, budama, sulama, gübreleme, hasat, harman, devşirme, temizleme, hazırlama ve ayırma işleri, hastalık ve zararlılarla mücadele, toprak ıslahı, çayır, mera, toprak ve su korunması. b) Ormanların korunması, planlanması (amenajman), yetiştirilmesi, işletilmesi, sınırlandırılması çalışmaları, bunlara ait alt yapı çalışmaları ile tohum toplama, fidanlık, ağaçlandırma, erozyon kontrolü, etüt proje ve rehabilitasyonu, ormancılık araştırma ile milli park, orman içi dinlenme yerleri ve kent ormanlarının kurulması, bakım ve geliştirilmesi. c) Her türlü iş ve gelir hayvanlarının (arı, ipek böceği ve benzerleri dahil) yetiştirilmesi, üretimi, ıslahı ve bunlarla ilgili bakım, güdüm, terbiye, kırkım, sağım ve ürünlerinin elde edilmesi, toplanması, saklanması ile bu hayvanların hastalık ve asalaklarıyla mücadele. d) 854 sayılı Deniz İş Kanununun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, kara ve su avcılığı ve üreticiliği ile bu yoldan elde edilen ürünlerin saklanması ve taşınması. (DEMİR, Müslim: Mevsimlik Tarım İşçilerinin Sosyal Güvenlik Haklarına İlişkin Değerlendirme/Öneriler, Çalışma ve Toplum, 2015/1, s. 170.) (www.dergipark.org.tr) E.T.: 18/01/2026

[3] SÜZEK, Sarper: İş Hukuku, Yenilenmiş 16. Baskı, 2018, İstanbul, s. 221;  YILDIRIM, Mücahit/ KARAKOYUN, Okan: Mevsimlik Tarım İşçiliği Üzerine Bir Araştırma: Çarşamba (Samsun) İlçesi Örneği, 19 Mayıs Sosyal Bilimler Dergisi, 4(2), Araştırma Makalesi, s. 62. (www.dergipark.org.tr) E.T.: 18/01/2026

 

[4] AKALIN, Mehmet: Mevsimlik Tarım İşçilerinin Barınma Koşullarının Değerlendirilmesi: Yenice, Tarsus, Silifke Örnekleri, Sosyal Güvence(13), s. 7. (www.dergipark.org.tr) E.T.: 18/01/2026

[5] SÜZEK, s. 564.

[6] YÜCEL-BODUR, s. 135.

[7] YÜCEL-BODUR, s. 134.

[8] İş güvencesi ve işe iadeden yararlanmanın şartları için bkz. I.B.

[9] Belirsiz süreli iş sözleşmesi, taraflar arasında iş ilişkisinin ne zaman sona ereceği önceden kararlaştırılmaksızın kurulan ve süre unsuruna bağlanmayan iş sözleşmesidir. 4857 sayılı İş Kanunu sistematiğinde belirsiz süreli iş sözleşmesi, asıl ve kural sözleşme türü olarak kabul edilmekte; belirli süreli iş sözleşmesi ise ancak objektif koşulların varlığı hâlinde istisnai olarak kurulabilmektedir. Bu nedenle, iş ilişkisinin süreye bağlanmadığı veya bağlanmasını haklı kılan objektif bir nedenin bulunmadığı hâllerde, sözleşmenin belirsiz süreli olduğu kabul edilmektedir. (4857 Sayılı İş Kanunu m. 11; SÜZEK, s. 245)

[10] SÜZEK, s 564.

[11] 1475 Sayılı Eski İş Kanunu’nun yürürlükte bulunan 14. Maddesinde kıdem tazminatının şartları; 4857 Sayılı İş Kanunu’nun ilgili maddelerinde ise kıdem tazminatına hak kazanılmasını sağlayacak fesih hâlleri düzenlenmektedir.

[12] SÜZEK, s. 734.

[13] SÜZEK, s. 246; TAŞKENT, Savaş: Karar İncelemesi Mevsimlik Bir İşte Yapılan Belirli Süreli İş Sözleşmesi, Çalışma ve Toplum, 2010/3 (www.ajindex.com) E.T.: 18/01/2026

[14] TAŞKENT, s. 235; Yargıtay 9. H.D. E. 2012/11047, K. 2013/1524, T. 01/02/2013 (www.karararama.yargıtay.gov.tr) E.T.: 18/01/2026

[15] SÜZEK, s. 220–222.

[16] TAŞKENT, s. 235–236.

[17] TAŞKENT, s. 236.

[18] Yargıtay 9. H.D., E.2007/ 36309, K. 2009/ 10880, T. 16.04.2009 (www.karararama.yargıtay.gov.tr) E.T.: 18/01/2026 (TAŞKENT, s. 223-227)

Bu gönderiyi paylaş